Photobucket Photobucket

Search

Find me on...

*Soul Kitchen’la ilgili en ilginç notlardan biri Yunanistan ve İtalya’daki sol hareketin desteğini alması. Fatih Akın’ın kendisini de şaşırtan bu durumu şu sözlerle anlatıyor: “Tamam ben eski komünistim falan ama ilgi göstermelerinin nedenini önceleri anlayamamıştım. Sonradan fark ettik ki Zinos karakteri işçi sınıfını temsil ediyor. Emlakçı Neumann’da kapitalistleri… İşçi sınıfı ile kapitalist savaşa giriyor ve işçi sınıfı kazanıyor. Bunu bilerek yazmamıştık açıkçası.”

*Filmin çekim aşamasında senaryo henüz bitmemişti. Hikayedeki ayrılık teması yüzünden çekimleri yapraklar dökülürken çekmek isteyen Akın zaman geçtikçe aynı görünümü yakalayamayacağından korkarak filme başladı. Bu yüzden set yönetmen için hayli yorucu oldu. Bir yandan çekimler yapılırken diğer yandan senaryo yazarak tamamlandı film.

*Filmin müzikleri için 4,5 euroluk milyonluk bütçenin yüzde 10’u ayrıldı. Ancak Fatih Akın çok istediği halde filmle aynı adı taşıyan The Doors’un ‘Soul Kitchen’ şarkısını kullanmadı. Çünkü grup üyeleri şarkının coverı için bile 100 bin dolar istedi.

*Fatih Akın önümüzdeki günlerde nasıl bir film çekeceği konusunda konuşmak yerine ‘Sürpriz’ demeyi tercih ediyor. Yeni filmiyle ilgili söylediği birkaç done ise hayli ilgi çekici “60’lı yıllardaki Bertolucci veya Leone stilinde dört saatlik uzun bir film yapacağım. Ama biraz bekleyecek, çünkü dinlenmem gerek.”

*Soul Kitchen Türkiye’de üçüncü haftasında 62 bin kişi tarafından izlendi. Bu rakamla Duvara Karşı’nın ülkemizdeki gişe rakamlarını henüz geçemedi ama zaten asıl şaşırtıcı olan filmin Avrupa’daki başarısı. Fatih Akın’ın geçtiğimiz günlerde filmin facebook sayfasında açıkladığı rakamlara göre Almanya’da beşinci haftasında 838 bin kişi izlemiş Soul Kitchen’ı. Halen daha gösterimde olduğunu hesaba katarsak önümüzdeki haftalarda bir milyonu yakalaması kesinlikle şaşırtıcı olmayacak. Diğer Avrupa ülkelerinin rakamlarını tek tek yazmaya gerek yok ancak filmin İtalya’da ilk haftasında 100 bin kişi tarafından izlendiğini söylemek yeterli.

*Fatih Akın ilk filminden itibaren mutfağı sinemasında özel olarak kullanan bir yönetmen. Bunun en önemli nedeni ise akademide eğitim aldığı yıllarda özellikle sinema ve yemek ilişkisi üzerine eğitim almış olması. Kısa ve Acısız’ın yemek çekimleri üzerine konuşurken bu çalışmayı şu cümlelerle anlatır Akın: “Hamburg Güzel Sanatlar Akademisi’nde bir araştırma filmi yaptık. Bu film için 6 ay süresince yemek sahneleriyle ilgili seminerlere katıldık. Özellikle yemek yeme sahnelerine odaklanmış pek çok film izledik. Profesörlerim yemek yemenin bir iletişim biçimi ve erotik bir eylem olduğunu kafalarımıza enjekte ettiler.”

Gerçekten de Akın’ın tüm filmlerinin olmazsa olmazlarından biridir yemek sahneleri ve genelde izleyici bunu çok hissedemese de erotizm ve yemek ilişkisi üzerine göndermelerde bulunur yönetmen. Bu sahnelerin en ünlüsü ve filme en sağlam yedirilmişi ise kesinlikle Duvara Karşı’da Sibel Kekilli’nin yemek yapma sahnesidir. Bu sahnenin bu kadar çok sevilmesinin nedeni üzerindeki müzikle görüntülerin uyumunun yanı sıra bir yemek yapma sahnesiyle seks, aile, şehvet, tutku, mutluluk gibi birbirleriyle çok da bağıntılı olmayan durumları ardı ardına izleyiciye hissetirebilmesidir.

Notes

  1. searchyoursoul posted this

Loading posts...